Dayanabileceğin Ağırlığa Göre: İñárritu Filmlerini İzleme Sırası

“Alejandro González İñárritu’dan başlamak istiyorum, nereden dahil olayım?” sorusuna verilecek cevap kronolojik bir akış olamaz elbette.

“Amores Perros’tan başla, sırayla ilerle.” Benim şahsi sıralamam böyle değil. Çünkü İñárritu’nun filmleri bir kariyer çizgisi değil, bir dayanıklılık testi — ve bence kimse (abarttım) ilk gün Revenant’ı kaldıramaz.

Burada sadece tek bir soru var: kaç gram acıya hazırsın? Haydi.

Birdman — En Hafif Giriş

Konu: Michael Keaton, bir zamanlar “Birdman” adlı süper kahraman rolüyle tanınmış, şimdi unutulmaya yüz tutmuş bir oyuncuyu — Riggan Thomson’ı — canlandırıyor. Riggan, kendini yeniden ciddiye aldırmak için bir Raymond Carver uyarlamasını Broadway’e taşımaya çalışıyor. Edward Norton’ın canlandırdığı narsist ama yetenekli tiyatro oyuncusu, Emma Stone’un canlandırdığı öfkeli kızı ve setin arkasındaki gerilimler, filmi bir “sahne arkası” dramına dönüştürüyor.

Bardo, Yalanların Yarı-Gerçek Bir Güncesi — Mesafeli Bir Sarsıntı

Konu: Daniel Giménez Cacho, Los Angeles’ta yaşayan Meksikalı bir gazeteci/belgeselci olan Silverio Gama’yı canlandırıyor. Silverio, önemli bir ödül almak üzere Meksika’ya döner ve bu dönüş, kimlik, sürgün, babalık ve Meksika-ABD ilişkisi üzerine gerçeküstü bir iç yolculuğa dönüşür.

Film büyük ölçüde İñárritu’nun kendi biyografisinden besleniyor. Bir Meksikalı sanatçının ABD’de tanınma arayışı, kendi ülkesinden kopma hissi. Bayıldığım bir film olmadı.

Amores Perros — Hızlı ve Sert

Konu: İñárritu’nun ilk uzun metrajı, bir trafik kazası etrafında kesişen üç hikaye anlatıyor. Octavio (Gael García Bernal), ağabeyinin karısıyla kaçmak için köpek dövüştürerek para biriktiriyor; Daniel ile mankeni Valeria’nın (Goya Toledo) hayatı kazadan sonra Valeria’nın bacağını kaybetmesiyle altüst oluyor; eski bir gerilla olan El Chivo (Emilio Echevarría) ise sokak köpekleriyle yaşayan, kiralık katilliğe sürüklenmiş bir adam.

Önemli nokta: Senaryo, İñárritu’nun uzun yıllar birlikte çalışacağı Guillermo Arriaga’ya ait — ikilinin “parçalı zaman, kesişen kaderler” imzası burada doğuyor. Film, Meksika sinemasını uluslararası sahneye taşıyan yapımlardan biri oldu.

Üç hikaye paralel ilerlediği için tek bir noktada uzun süre kalmıyorsun. Sertlik var ama nefes alacak boşluk da var — bu da onu listenin ilk yarısına yerleştiriyor.

Babel — Yayılmış Bir Hüzün

Dört ayrı coğrafya, dört ayrı dil, tek bir nesne (tüfek) ve tek bir tema (iletişimsizlik) etrafında birleşiyor. Rinko Kikuchi bu rolüyle Oscar’a aday gösterildi; film Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü İñárritu’ya kazandırdı.

Acı tek bir merkeze değil, dört kıtaya dağılmış durumda. Her hikaye kendi başına o kadar da ağır gelmiyor — ama toplamda çöküyorsun.

21 Grams — Buradan Sonrası Geri Dönüşü Yok

Konu: Sean Penn, kalp nakli bekleyen matematikçi Paul Rivers’ı; Naomi Watts, kocası ve kızlarını bir trafik kazasında kaybeden Cristina Peck’i; Benicio del Toro ise kazaya sebep olan, dine sonradan sarılmış eski hükümlü Jack Jordan’ı canlandırıyor. Üç hayat, bir ölüm ve bir kalp naklinin etrafında birbirine düğümleniyor.

Önemli nokta: Arriaga ile İñárritu’nun ikinci ortak çalışması — zaman burada daha da parçalanmış, sahneler kronolojik değil duygusal bir mantıkla diziliyor. Bu kurgu tercihi, izleyiciyi sürekli “az önce ne olmuştu” diye geriye dönmeye zorluyor.

Biutiful — Hazır Değilsen İzleme

Konu: Javier Bardem bu performansıyla Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı ve Oscar’a aday gösterildi — İñárritu’nun İspanyolca çektiği, Arriaga olmadan yazdığı ilk filmi.

Neden hazır olmadan izlenmez: Hastalık, ölüm, yoksulluk hiçbiri estetize edilmeden, doğrudan anlatılıyor. Bu listede “bugün buna hazır mıyım” diye en çok sormanızı gerektiren yapım.

The Revenant — Bedeninde Hissedersin

Konu: Leonardo DiCaprio, 1820’ler Amerika’sında bir ayı saldırısından sonra arkadaşları tarafından ölüme terk edilen kürk avcısı Hugh Glass’ı canlandırıyor. Tom Hardy’nin canlandırdığı John Fitzgerald’dan intikam almak için, yaralı bedeniyle vahşi doğada hayatta kalmaya çalışıyor.

Önemli nokta: Film sadece doğal ışıkla çekildi, çoğu sahne kronolojik sırayla ve zorlu hava koşullarında filme alındı. DiCaprio bu rolle ilk Oscar’ını kazandı; İñárritu, Birdman’in ardından art arda ikinci kez En İyi Yönetmen Oscar’ını aldı.

Neden en sona koydum: Acı burada artık zihinsel değil bedensel — izlerken omuzların kasılıyor, nefesin sıklaşıyor. Hem duygusal hem fiziksel olarak en zorlayıcısı. Buraya kadar dayandıysanız, İñárritu’nun sizden ne istediğini artık biliyorsunuz.

Be the first to comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir