Yeme-İçme Sektörüne Dahil Olan Lüks Moda Markaları

Bu yazı InStyle Türkiye dergisi için yazıldı.

Moda ve gastronomi arasındaki sinerjinin tadını çıkarmayı bir de bu restoranlar da deneyin. Lüks markaların ve tasarımcıların açtığı aşağıdaki restoranlar kesinlikle ilham verici…

Louis Vuitton da İlk Restoranını Açtı

Louis Vuitton ilk restoranını açtı

Lüks moda markalarının daha genç ve geniş kitlelere ulaşmak için de dahil olduğu yeme-içme sektörünün en yeni misafiri ise Louis Vuitton.

Bu lüks restoranda ünlü şef Yosuke Suga’nın menüsü hakim. Louis Vuitton’un dünyanın ikinci büyük ham elmasını (fiyatı açıklanmadı) satın alması haberlerinden kafe ve restoran işine girdiğini duyuran içerikler biraz çerez kalsa da, haber haberdir.

Osaka’da açılan restoranın adı ise Sugalabo V. Bir fine-dining restoran olan Sugalabo V, 1 Şubat 2020 tarihinden itibaren hizmet vermeye başladı. Restoran, dadece akşam yemeği için açık olacak.

Louis Vuitton tarafından 1 Şubat tarihinde açılan Maison Osaka Midosuji ise markanın dört katlı yeni binası. Ve bu restoran ve 15 Şubat tarihinde açılan Le Cafe V ise bu binada yer alıyor. Sugalabo V’de tadım menüsü için belirlenen fiyat 275 dolar.

Gucci Osteria da Massimo Bottura

Gucci, Amerika’daki ilk restoranını markanın Rodeo Drive’da yer alan amiral gemisinde açtı. Üç Michelin yıldızlı şef Massimo Buttura tarafından yönetilen Gucci Osteria, Kaliforniya mutfağını İtalyan favorileriyle birleştiren bir konsepte sahip.

Yerel çiftçi pazarlarından elde edilen organik ürünler menüye Kaliforniya’ya özgü bir hava katıyor ve açık hava terası Beverly Hills’in geniş manzarasını sunuyor. Bu yeni restaurant 17 Şubat’ta açıldı ve sadece 50 kişiyi ağırlayabilecek bir kapasiteye sahip.

Bar Luce

https://www.instagram.com/p/BWdTJ4igOxs/

Yönetmen Wes Anderson tarafından 2015 yılında tasarlanan ve Fondazione Prada’nın içerisinde yer alan Bar Luce, geçmişten gelen ama yenilikçi duruşunu ortaya koyan tipik bir Milano barı / kafesi.

“Haftada beş kere gitmek isteyeceğiniz bir bar yapmaya çalıştım.” diyen Wes Anderson,  gençken bir mimar olmak istediği için önüne gelen bu şansa oldukça gerçekçi davranmayı tercih etmiş. Lezzetli yemek yemek, bir şeyler içmek ya da sadece arkadaşlarla sohbet etmek için yaşanılası bir alan olan Bar Luce, “film” yazmak için de oldukça ideal bir yer. Muiccia Prada ve Patrizio Bertelli tarafından 1993 yılında açılan Fondazione Prada’nın giriş binasında yer alan mekan; renk yelpazesi, mobilyaları, koltukları ve ahşap duvar panelleriyle 1950’lerden kalma İtalyan popüler kültür ve estetiğini de andırıyor.

Café Citron ve Oursin

Moda tasarımcısı Simon Porte Jacquemus, hazırladığı koleksiyonlar kadar Paris’te açtığı mekanlarla da radarımızda. Café Citron ile başlayan bu yolculuk 2019 yılının son aylarında açtığı Oursin isimli restaurant ile devam ediyor.

Galeries Lafayette’nin Champs-Élysées’deki yeni bölgesinde yer alan bu iki mekan da, farklı bir Jacquemus enerjisine sahip.
Café Citron’un ahşap masa ve sandalyelerden oluşan sade dekorunun tamamlayıcıları; limon ağaçları ve büyük pişmiş toprak kaplar olurken, Oursin ise; Akdeniz esintileri taşıyan bir dekora sahip ve beyaz rengin hakim olduğu ambiyansı ile büyülüyor.

İki mekanda da başrolde olan yalın ve çarpıcı dış görünüşün, yemek düşkünlerini endişelendirmemesi gerektiğinin altını çiziyor Jacquemus. Tasarımcı, Café Citron’da ünlü pasta şefi Cédric Grolet ile çalıştığını mutlulukla duyururken, restaurant kısmında ise şef Érica Archambault deniz ürünleri ve makarnalar konusunda övgüyü hak eden tabaklar ortaya çıkarmakta. Özellikle de Grolet’in restoran için tasarladığı ve Instagram’da da hızlıca yayılan gerçek meyveleri andıran tatlıları denenmesi gerekenlerden.

Gucci Garden

Floransa’daki tarihi Palazzo della Mercanzia’nın içinde yer alan Gucci Garden, markanın kreatif yönetmeni Alessandro Michele tarafından tasarlanan ve üç Michelin yıldızlı şef Massimo Bottura’nın restoranın son şubesinin de (Gucci Osteria adıyla) yer aldığı özel bir nokta. Yemek, sanat ve modanın buluştuğu Gucci Garden, ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor. Osteria’nın menüsündeki parmesan peyniri ile zenginleştirilmiş tortellini kalp çalanlar listesine adını yazdırırken, İtalyan mutfağının leziz makarnalarından tereyağlı cacio e pepe veya mantarlı risotto, gözü kapalı deneneceklerden olmalı. Bu “üst” düzey lezzetlere ilave olarak menüde karşınıza çıkacak olan sosisli sandviç ve burger de iyi bir alternatif gibi görünüyor.

Thomas’s Cafe

Burberry’nin 2016 yılında açtığı ilk kafesi, ismini markanın kurucusu Thomas Burberry’den alıyor. Londra’nın Regent Caddesi’nde bulunan mekan, zarif dokunuşlarıyla dikkat çekiyor. Monokrom mermer zeminler, fener avizeler ve koyu ahşap mobilyalarla çarpıcı bir Art Deco estetiği sunuyor. Kahvaltıdan akşam yemeğine kadar geniş bir menü sunan mekan, özellikle de ikindi çayını güçlü bir şekilde geçirmenizi sağlayacak seçeneklerle dolu. Haftanın yedi günü açık olan Thomas’s Cafe, her zaman için İngiltere’deki küçük çiftçilerden ve esnaftan tedarik ettiği en iyi mevsim sebze ve meyvelerini sunmayı hedeflemekte. İngiliz mutfağının en iyi lezzetlerini bulabileceğiniz bu mekanda; İngiliz muffin, Eggs Benedict ve kabak mücver denemeniz gereken lezzetlerin başında gelmekte.

Ralph’s Coffee & Bar

Ralph Lauren markasının gözde mekanı Ralph’s Coffee & Bar, kahvesiyle ve atmosferiyle damakta derin tatlar bırakanlardan. 2017 yılında Londra’da da ilk yemek mekanını açan marka; yüksek estetik düzenin başrolde olduğu dekoru, kurucusunun kahve tutkusu ile harmanlıyor ve ortaya da keyif verici anların çıkmasını sağlıyor. İddiasız görünen bu çarpıcı ortam, çeşitli atıştırmalıklar ve paylaşımlı tabaklar için kesinlikle önceliğiniz olmalı. Mayfair’in kalbinde yer alan mekan, geleneksel Amerikan tarzında hafif yemekler ve lezzetli kahve bulabileceğiniz samimi bir nokta.

The Blue Box Cafe

Tiffany & Co.’nun New York’a yer alan mekanı Tiffany Café’nin başarısının ardından marka, şehrin en ünlü mağazası Harrods’da da bir kafe açmak için Londra’ya seyahat ediyor. Yeni mekanda; kahvaltı, ikindi çayı ve akşam yemeği seçeneklerinden oluşan bir menü sunulacak. Blue Box Café, Avrupa’da türünün ilk örneği bu arada. Markanın imzası olan mavi renkte sofistike bir şekilde yerleştirilmiş mobilyalar da bu çarpıcı deneyimi destekler nitelikte.

Be the first to comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir