Londra’da Geçen İzlemesi Keyifli Filmler

“Keyif” kelimesi bu aralar pek çok formda karşımıza çıkıyor, değil mi? Aşina olduğumuz anlamlarının haricinde, gün içerisindeki anlık işlere de bi’ lokma keyif eklemek ana rutinim oldu.

Keyifli bir kahve, keyifli bir yemek, keyifli bir “bulaşık”, keyifli bir film… Karantinacılık işte! İşte “o keyifli bir film” kısmı atmosferinden hiç çıkasım yok. Pozitifliğe çok ihtiyacım olduğu için bu yazının başlığına da keyif yerleştirmemem mümkün değildi.

Genel bir kapsayıcılığı olmadan, Londra’da geçen izlemesi keyif veren film / dizi önerilerimi aşağıya ekliyorum.

Londra’da geçen filmler

Bend It Like Beckham – 2002

Keira Knightley ve Jonathan Rhys Meyers

Orta 1 ya da 2 zamanı sinemada izlemiştim bu filmi. O yüzden yeri ben de ayrı. 🙂

Kafa dağıtmalık, eli yüzü düzgün bir film. Londra’da yaşayan Hintli bir aile, futbol oynayan kızlarını geleneksel bir şekilde yetiştirmeye çalışıyor. Jess ise kahramanı David Beckham gibi profesyonelce futbol oynamayı hayal ediyor. Belli ki Jess bir seçim yapmak zorunda kalacak! Filmde Parminder Nagra, Keira Knightley ve Jonathan Rhys Meyers’ı izliyoruz.

Four Weddings and a Funeral – 1994

Baya seviyorum bu filmi! Bir romantik-komediden duyulan tüm beklentileri fazlasıyla karşılıyor bence. Andie MacDowell sevdamın başladığı film aynı zamanda. Hugh Grant’ın da kulakları çınlasın. Londra, aşk, arkadaşlık, düğünler, azıcık kaçma-kovalama…

Bridget Jones’s Diary – 2001

Biraz nostalji kuşağı gibi oluyor bu liste sanki! Helen Fielding’in çok satan romanından uyarlanan filmin başrolünde; Renée Zellweger, Hugh Grant ve Colin Firth var. Çaresizce romantikliğin pençesine düşen Bridget, seni seviyorum.

About Time – 2013

Yönetmen Richard Curtis’in (Notting Hill ve Four Weddings and a Funeral filmlerinin yönetmeni) bu filmi zamanda yolculuk hikayesi! Keyifli ve hoş bir anlatımı var.

Sliding Doors – 1998

Tamam, dünyanın en keyifli filmi değil ama arada böyle şeyler de alalım. Önemsiz görünen bir an hayatınızın gidişatını değiştirebilir mi? Bu romantik komedide / romantik dramda iki farklı olası hikayeyi izliyoruz. Gwyneth Paltrow’un canlandırdığı karakterin treni yakalayamadığı ve bir de yakaladığı andan sonraki iki farklı süreci görüyoruz. Evet, filmde dozunda bir Londra havası da alıyoruz.

An Education – 2009

İngiliz sinemasının en ünlü stüdyolarından birine ev sahipliği yapan Ealing beldesi, film haritası açısından oldukça zengin. Carey Mulligan’ın başrolünde yer aldığı ve 1960’lı yıllarda geçen An Education da, Twickenham şehrinde çekilmiş gibi duran başarılı atmosferi ve dekoru olan filmlerden. Aşkı bir ders gibi okuyan Jenny karakterine sevgiler.

Sense and Sensibility – 1995

Yönetmen Ang Lee’nin, bu Jane Austen dramasını mükemmel bir şekilde tasarladığı ortada. Dönem filmlerinden hoşlananlar, bu 1995 yapımı Sense and Sensibility filmini listelerine eklemeli.

The King’s Speech – 2010

Filmin çekildiği yer (33 Portland Place), Amy Winehouse’un Rehab klibi için de kullanıldı. İçeri ziyaret etmenin kolay bir yolu yok, genellikle kurumsal işler için kiralanıyor.  Colin Firth tarafından canlandırılan VI. George, kekemeliğini yenmek için konuşma terapistini canlandıran Geoffrey Rush ile çalışmaya başlar. Aralarında da zamanla kurulan dostluk, filmin öne çıkan taraflarından.

Notting Hill – 1998

Hugh Grant, Four Weddings and a Funeral filminden sonra Richard Curtis ile yeniden bir araya geldi ve bu kez Julia Roberts’ın ışıltısıyla buluştu. Bu filmi yeniden izlemek için çok sebep var, değil mi?

Indiscreet – 1958

Londra, filmde yoğun bir şekilde yer alıyor ve 1950’lerin ruhunu yaşamamıza izin veriyor. Bir tiyatro oyuncusunu canlandıran Ingrid Bergman’ı izlemek için ne güzel bir film.

Harry Potter |2001-2011 | Netflix’te mevcut

Londra filmleri listesinde Harry Potter serisinden bahsetmemek ne mümkün. Hogwarts gerçek hayatta mevcut değil ancak sekiz filmin her birinde Londra’dan çeşitli izlere rastlamak mümkün.

Skyfall – 2012

James Bond filmlerini sevmemek olur mu hiç?! Yönetmen Sam Mendes’in etkileyici bakış açısı sayesinde Londra’ya sunulan keyifli filmlerden.

Bu liste böyle uzayıp gidecek gibi görünüyor.

Love Actually: Bu listenin Hugh Grant’sız tadı olmayacakmış resmen. Ekleyelim listelere, izlemediyseniz. Amazon Prime’da mevcut. Bu filmle beraber Amazon Prime’da izleyebileceğiniz dizi ve filmleri de listede bulabilirsiniz.

Wimbledon: Tenis oyuncusu Goran Ivanišević’ten ilham alınarak çekilen film, işin içinde tenisin olmasıyla seyir zevkini daha da artırıyor.

Londra’da geçen diziler

Film listesi gibi uzatmadan kısaca özet geçiyorum 🙂 Londra’da geçen tüm dizilere de sevgiler.

Fleabag: Amazon Prime’da olduğunun altını da çizeyim ki, hemen bir bölüm yapıştırın.

Sherlock: Toplam dört sezon yayınlandı. Her sezonda da 3-4 bölüm var. Film tadında, nefis. Bol Londra’lı. Netflix’te mevcut.

Downton Abbey: Dönem dizisine hiç dayanamam diyenler, Amazon Prime’dan bakabilir.

The Crown: Tamam, sensin. İngiltere’ye saygılar! Netflix’te mevcut.

State of Union: Birkaç sokak haricinde Londra havası yok ama süresi kısa, diyaloglar tatlı, oturdukları mekan keyifli. İzlenir.

Be the first to comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir