LEZZETLİ BİR ANTAKYA REHBERİ

“Öyle güzel yemekler, böyle şahane sokaklar başka yerde yok” gibi çeşitli cümleleri işiterek Hatay’a adımımı attığımda, biraz abartıyorlar galiba diye içimden geçirmeye başlıyordum ki, “adam haklı beyler!” diye söylenerek cümlelerimi yuttum.

Şu bahsettikleri yemekleri de yutmaya başladığım an 2 günlük Hatay turunun açılışını da resmen gerçekleştirdim. Ah! Günlerin hızlı geçmesine orada bir kere daha kahrettim.

Lezzetli bir antakya rehberi

Antakya’da Kahvaltı  Antakya’da Nerede Yenir 

Nerede, en iyi ne yesem gibi amaçsız cümlelerim, benimle birlikte gezinin başını çeken Hataylı arkadaşım sayesinde amacına kavuşmaya başladı ve kahvaltıda “simit” yiyerek yöresel lezzetlere adım attık. Buradaki simit, İstanbul’da karşımıza çıkanlardan değil. Daha büyük, çok az susamlı ve simidi alırken yanında verdikleri tuz-kimyon karışımına batırılarak yenen şahane bir şey.

Lezzetli bir antakya rehberi

Buna ilave olarak bir de üzerine acı salça sürülmüş açma tarzında hamur işi görülmekte her yerde. Oldukça leziz. Biz bu simit-açma işini, güneşli havaya dahil olmak için Büyük Antakya Parkı’nda yaptık. Yoksa pek çok mekanda çeşit çeşit kahvaltı halleri mevcut. Parklı bir plan yapmak isterseniz, çarşıdan meşhur ezme peynir de almayı unutmayınız. Bu arada parkın içinde bulunan kafelerde Türk Kahvesi içmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kahve, çay bardağında servis edilecek, şaşırmayınız!

antakyada nerede ne yenir

Alternatif kahvaltı planı olarak, bakla ve humus ikilisinin yapıldığı küçük dükkanlara mutlaka gidiniz. Kahvaltıda bu ikili olur mu diye düşünürseniz, onu yapmayın işte. Acayip güzel olmakta, tadından yenmemekte.

Lezzetli bir antakya rehberi

Sıradaki gelsin: Hatay Arkeoloji Müzesi  Antakya’da Ne Yapılır

Sıradaki yemeğimize geçmeden önce Dünyanın ikinci büyük mozaik eserleri koleksiyonuna sahip Hatay Arkeoloji Müzesi’ne uğradık. Maalesef gittiğimiz sırada bir taşınma durumu söz konusu olduğu için müzenin sadece yüzde yirmisini görebildik. Olduğu kadarı bile çok etkileyici, iki – üç tur attıktan sonra Eros’a selam verip, sıradaki yemeklere kavuşmak için yollara düştük.

 

Düştüğümüz yol iki alt sokaktı galiba, mekanlar birbirine o kadar yakın ki, yürüyerek her yere varmanın tadı damağımızda kaldı. Tadı damakta kalan diğer şeyler ise şöyle; sac oruğu, ıspanaklı börek, firik pilavı ve diğerleri. Tüm bu şahane yemekler için adresimiz Sultan Sofrası oldu. Size de tavsiye edilir.

Lezzetli bir antakya rehberi

Bu  yemek işini programlı yapmakta fayda var. Çeşit bitmiyor ama aynı şey mide için geçerli değil. Azar azar ilerlemek en mantıklısı. Listeye yemek konusunda eklenmesi gerekenlerden bir diğeri de dürüm. Köprü başı civarındaki ara sokaklarda karşınıza çıkan dürümcüleri es geçmeyin sakın! Tepsi ve kağıt kebabını da listeye ekleyiniz. Ah! Daha neler var neler!

Antakya’da Tatlı Faslı! Antakya Lezzetleri

Fasılların en güzeli ve en merakla bekleneniyle kavuşma anları pek heyecan verici geçti. Künefe için okkalı pek çok yer var ama özellikle Kapalıçarşı’daki küçük dükkanlarda mutlaka deneyin. Yapılışını da görmüş olursunuz. Antakya denildiğinde akla hemen künefe gelse de bu yörenin başka bir dünya meşhur tatlısı varmış. Mesela onlardan biri haytalı.

Dondurma ve gül şurubu var içerisinde. Nefis! İşte bu haytalıyı yemek için tek adres olarak Affan Kahvesi’ni önereceğim. Yüksek tavanlara ve şahane bir bahçeye sahip bu kahveyi kuruluşundan yana Sahilli ailesi dört kuşakta işletmeye devam etmekteymiş.

 

LEZZETLİ BİR ANTAKYA REHBERİ

 

Lezzetli bir antakya rehberi

Antakya’da Yemeklere Mola! Antakya’da Görülmesi Gerekenler

Adeta bir görev gibi yemek işini çok ciddiye alıp Vedat Milor’un kulaklarını yüksek dozda çınlattık ama gözümüzün ve midemizin doyduğu anlar da oldu tabi. İşte o zamanlarda da minibüse atlayıp 15-20 dakikada Harbiye’ye geldik. Övgülerle bahsedilen şu meşhur şelaleleri oldukça merak ediyordum. Gördüm ve huzura erdim. Bunu da görülecekler listenize ekleyebilirsiniz!

Lezzetli bir antakya rehberi

Samandağ’a da gitseydim onu da size tavsiye ederdim mutlaka ama anlatılanlara göre gitmiş kadar oldum. Güzelmiş, öyle diyorlar.

…ve günler karnımız tok, sırtımız pek bir şekilde geçti. Sabah beni uyandıran kilise çanı sesini, peşinden gelen ezanı, o topraklardaki tüm dillerin, dinlerin ahengini, hiç ummadığım anda karşıma çıkan vurucu duvar yazılarını, sokaklardaki huzuru ve daha pek çok şeyi zip dosyası haline getirip yanıma alabilseydim çok iyi olacaktı! Duvar yazısının dediği gibi “Antakya Rocks!”

 

LEZZETLİ BİR ANTAKYA REHBERİ

antakyada nerede ne yenir

This Article Has 1 Comment
  1. […] zamanlarda açılan kahve dükkanlarından hep bu cümleyi duyuyorum. “En iyi kahve çekirdeğini ben getiriyorum, içince aradaki farkı anlayacaksın […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir